1 tapir gördüm sanki
1 tapir daha
3 inek sardı yanlarımı
3 inek kadar ilerledim
Kuşatıldım
Kuş atıldı boş yandan
Kanat
Kan atma nolur
Orada 3 inek vardı
Ondan mı çöktünüz üstüme
Ondan geriye sayarken
Ondan geri kalanlarla
Demek
Ondan koktu buralar
Günahlarımla
Sakın olmasın ama
Sakının ruhunuzu buradan
Sabahları
Ondan sonra
Siz bir miktar tükürürken efendi
Yüzüme
Yazıklar olsun derdiniz
Yazlıklar olsun
Kışlıklar olsun
Hepsini raflara dizerdim
Güvelere dikkat derdiniz
Yesin sizi güveler
Kelebek onlar
Bakın efendi
Derdim
Peş peşe beş adım sonra
Kafam kaldırdım
Yüzü yüzüme kaynadı
Peş peşe beş saniye
Yüzüm yüzüne kaldı
Yürüdük
Ayrı yanlara
Boynu fısıldadı
Yabancı
Enseme
Peş peşe beş adım öteden
"Döndüm sana"
Bakamam
Yürü
Yürü
Birgün elbet
Oy efendi oy
Demek ben postalanacağım
Makul boyutlarda bir poşete istiflenececeğim
Koy efendi koy
Sen beni hangi zarfa
Sığdırabilirsin ki
Ben seni hangi poşete
Sığdırabilirim ki
Oy efendi oy
Kilom mu var benim
Boyun mu var senin
Bir gün seninle Kimkim
Yeniden
Hasırcıda
O kanepenin iki ucunda uzanırken
Balkona çıkıp
Tentelerden sekerek
Düşeceğiz bahçeye
Taşacağız
Kimlerden
Kimlere
Şimdi sen güzelce uyu
Kimkim
Her yerdeydi adam. Sağda, solda, önde, arkada. Sobeydi hem
de. Kız kaçsa, adam peşindeydi. Iki binalı
saklambaç oynuyorlardı. Kim kimden nasıl saklanıyor kimse anlamıyordu. Adam anlıyor
muydu onu da bilmiyordu kız. Saklanamıyordu ki. En küçük hallerinin saklambaç
oynamaları gibiydi. Anneannenin eteği altına saklanıp bacakları dışarda
bırakırdı ya insan, öyle yaparcasına kolunu sokuyordu bir odaya ama başını
dışarda bırakıyordu. Zaten başıydı mühim olan, gözleri başındaydı çünkü hala. Gözlerini
kapatabilseydi aslında, ‘tıp’ oynarlardı galiba. Onca kalabalık içinde
oynuyorlardı bazen. Elim sende diyordu adam, tutuyordu elini, ama oyundu o,
kimseden çekinmeye gerek yoktu. Yakacaktı top, kaçamıyordu kız. Öyle renkliydi
ki ikisi de, istop mümkün değildi. Yerden yükselmeseydi zaman zaman, muhakkak
düşecekti adama. Düşen düşmüştü çoktan ama, adam davuldu zurnaydı birdi ikiydi
üçtü. Tek bir hile vardı oyunda; adam çoktan eşleşmişti davette dansa.
Okuyorum.
Okuyorum.
Okuyorum çünkü o zaman orda oluyorum.
İzliyorum.
İzliyorum.
İzliyorum çünkü o zaman orda oluyorum.
Okuyorum. Bitiyor.
İzliyorum. Bitiyor.
O zaman ordan gidiyorum.
Ve işte o zaman dostum, çok mutsuz oluyorum.
Korkutuyorsunuz beni
Hiç korkmadığım kadar
Nabza göre şerbet verenler
Huya gidenler
Suya gidenler
Miş gibiler
Korkutuyorsunuz beni
Ama gerekse
Dik duracağım önünüzde
Kambur ben
Geçin gidin üstümden
Ben gerçekte kalacağım
Uzak durun bizden
Kovulduk biz efendi
O cennetten
Boynunuzda bir yumruyum
Eklenen
Şimdi bilin
Neden öptüm
Ademi elmadan
O gün
Ve ertesi
Bilin her yutkunuşta
Oradayız
Mantar gibi biten
Bitmeyen
Buyum işte
6 yıl evvel
Bugün
Bir bürosit üzerinde
Hatırlıyorum sizi
"Sen yüzünden"
Diyorsunuz
"Ben yüzünden"
Diyorum
Buyum işte
Bölünerek öze iniyorum
Sırrın çekirdeğine
Buyum işte
Kendini travesti sanan
Bir çıplak kadın
Taksimetre yazdı, evet.
Taksimetrenin kış olduğunu hiç görmedim ben zaten.
Belki bahar gibi olmuştur bazen, ama n'asla kış olmadı.
Hep yazdı, yazdı taksimetre, çoktu, azdı ama yazdı.
Dün
Biz sizinle efendim
Bir bebek doğurduk
Erkenden
Uzaktan yaklaştık
Haykırmaktan yarıldı
Dudak kenarlarımız
Siz dedikçe
Öyle değil efendim
Öyle değil
Yemin billah öyle değil
Düştü dibimize bir ölü yavru
Yaşasa burcu balık
Sarıldık efendim
Birbirimize
Bacaklarımızla
Kalbimizle
Gözyaşlarıyla bulandı bedenlerimiz
Siz yoktunuz ama
Bir eylül kadar sarıldık
Dudak kenarlarımız
Kanaya kanaya
Öylece yüce
Bitti içimde sızı
Dün biz sizinle efendim sonsuza sarıldık